| john
cage
no kitty!
2. nöhhö (bkz: johnny
cage).
3. 4'33'' adli eserini
bi adım ilerletip 0'00''ı da o yapmıstır.
4. (bkz: john cage bubblegum)
5. yanlis bilmiyorsam
6. bazi web sayfalari
var diyor ki iste su an john cage in 4'33" unu dinlemektesiniz felan (dugmeye
basiyorsun ve sarki basliyor hem ses kartin olmasa da) bi de bu eserin
mp3keri var etrafta
7. john cage minimalist
müziğe damgasını vurmuş müzisyendir. minimalist müzik az ve öz nota olarak
tanımlanabilir. yani minimum nota. 4'33'' adlı eserde notasız bir eserdir.
yani minimalizmin en son noktası.
8. (bkz: prepared piano)
9. "john cage=bereketli
minimalizm"
10. anarchy adında bir
kitabı basıldı en son
11. 4'33" eserinde, ayni
zamanda cali$ma arkada$i olan ressam robert rauschenberg'in "beyaz" adli
serisinden etkilendigini aciklami$tir. resimdeki mantik; odada degi$en
i$ik ko$ullari ve odaya girip cikan ki$ilerin olu$turacagi $artlarin esere
dinamizm katan unsurlar oldugu du$uncesidir. cage de buna benzer $ekilde,
bestenin icrasinda cevredeki $artlarin muzigi bicimlendirmesini planlami$tir.
12. o halde (bkz: vexations)
13. nicolas cage' in
hayrani oldugu besteci. aslen coppala olan soyadini degistirmek istediginde
cage' i secmis bu yuzden.
14. müzikte 'belirlenmemiş'lik,
john cage,
müzikte belirlenmemişlik,
çoğu kez bilinçli ya da bilinçsiz bir
20. yüzyılda müzikte belirlenmemişlik hiç kuşkusuz cage'le birlikte gelmiş bir eğilim değildir. ikinci viyana kompozitörleri (arnold schönberg, alban berg, anton webern) veya edgar varese gibi ilk elektronik müzik örneklerinin yaratıcısı olan bir çok kompozitör 'belirlenmemiş' yapıtlara imza atmışlardı. ancak kuşkusuz cage ve 'tayfası' kuram ve pratik anlamında çok daha farklı bir yerde duruyordu. cage'in fikirleri, akademik olmayan ve yıllar boyu aynı 'yenilikler'le devam edemeyecek düşünceler olmalarının yanı sıra, çalışmaları sarsıcı ve bir o kadar 'gerekli'ydi. cage'in yanı sıra morton feldman, christian wolf ve earle brown gibi isimler birbirine yakın fikirleri savunuyor ve bugünkünün tam aksine inanılmaz tepkilerle karşılaşıyorlardı. cage'in raslamsallığı zar atarak müzik yazmaya kadar çeşitli yöntemleri kullanabilen ve 'bunu herkes yapabilir' fikriyle 'fluxus'a yakın durabilen bir tavır sergiliyordu. akımın içinde cage'in buluşlarını akademik formasyona dönüştürmeye çalışan isim ise earle brown'dır. earle brown'ın 'açık form' kavramı belki de bu topluluğun müziksel davranışlarını akademik olarak açıklamak konusundaki en anlaşılabilecek çabadır. cage, üst başlık olarak her ne kadar 'indeterminacy-belirlenmemişlik' kavramını kullanmış olsa da aslında şans kavramına vurgu yapar ve bu bağlamda avrupa'nın belirlenmemişlik kavramından uzaklaşır. bu farklı yaklaşımların en açıkça görüldüğü yer ünlü cage-boulez tartışmasıdır. john cage'in sese ilişkin 'kendiliğindenlik, kontrolsüzlük ve belirlenmemişlikle' yol bulan algılama edimleri, pierre boulez'in doğaçlamaya yakın daha güdümlü bir raslamsallığa yönelen eğilimleriyle çatışır. mektup sayfalarında rastlanılan bu tartışma aslında amerika ve avrupa'daki raslamsal müziğe ilişkin baskın iki eğilimin bugün dahi süregelen omurgasını oluşturacaktır. avrupa müziği, amerika'dan farklı olarak belirlenmemiş çalışmaları uzun yıllar içine sindirememiştir. avrupa'daki müzik akademilerinin ve çağdaş müzik ekollerinin en çok üstüne eğildikleri nokta 'dizisellik'tir. çünkü dizisellik, 20. yüzyıl müziği içinde akademi tarafından taklit edilebilir formasyona kavuşturulabilmiş ve kavuşturulabilecek belki de tek eğilimdir. doğaçlama geleneği ise buradan durup bakıldığında, belirlenmemiş müziğe kıyasla çok daha sınırlayıcı ve 'belirlenmiş' bir davranıştır. en azından iki kişinin bir araya gelip yaptığı doğaçlama bile birlikte çalabilmekten geçen kurallara ve tarzlara sahiptir. belirlenmemiş müzik için müzik 'ses'ten başka bir şey değildir ve ortada bir ses örgütlemesi mevcuttur. doğaçlama ise ister istemez bir tarza sahiptir. çalınan frekanslar değişebilir ama diğer göz ardı edilmeye yatkın onlarca parametre kendini korumalı ve stili oluşturmalıdır. müzikte belirlenmemişlik, içinde çok farklı eğilimleri bulunduran ve kullanım alanı indeterminacy projesinden beri genişleyen müzikal tartışmaların vazgeçilmez durağıdır. ancak 'orijin'al yönüyle istenildiği kadar sınırlandırılıp, genişletilebilen bir hareket alanına ve tartışma potansiyeline sahip olan bu kavram, akustik-elektronik-müzik-ses gibi bir çok 'sözcük'ün 'ötesi' ve 'üstü'nde sembolik olmayan bir kavranabilişle algılanma riskine de sahiptir. bu açılım ister istemez bize, cage ve boulez'in tartışmasını anlayabilmemize hatta taraf olabilmemize neden olacaktır. elektronik müzik tanımları yıllar içinde çoğaldı ve bir dizi değişikliklere sahne oldu. ancak içlerinde en elle tutulur olanı büyük ihtimalle ilk olanıdır. elektronik müzik sesin elektrik sinyallerine çevrilmesiyle üretilmiştir ve bugün bizim akustik müzik dediğimiz bir çok çalışma aslında -elektroniktir- audio cd'den dinlediğimiz akustik bir piyano kaydı bu tanımlama karşısında kesinlikle elektronik müziğin kapsama alanı içindedir. çünkü ses, analog ya da dijital ortamlarda yeniden elde edilen ve elektrik sinyallerine dönüştürülüp hoparlörlerden kulağımıza ulaşan -ve çoğu kez sanki bu bir zorunlulukmuş gibi davranılan- ses dalgalarıdır ve bu anlamda yapısal olarak -akustik- e uzaktır. bu görüş, elbette ki bugünün affect'ine ve istençlerine hiç de yakın değildir. yine de bununla birlikte müziğin elektrik devreleri ve elektronik sistemlerin dışında gerçekleştirebileceği bir -farklılaştırma çabası- olmadıkça bu somut tanımlama kendini tekrar edebilen ve taklitleri üretilebilen bilimsel şablonları yeniden ve yeniden üretme pratiği ile ilgili olarak geçerliliğini önemli bir zaman dilimi için koruyacaktır. elektronik müzik tüm alanlar içinde belirlenmemiş olmaya en azından geleneksel olarak daha yakındır ve bu anlamada kurgusuz bir raslamsallığa da açıktır. philip glass, steve reich gibi minimalist kompozitörlerin yapıtları düşünüldüğünde ve söz konusu aynı dokuyu tekrar etmek olduğunda nietzche'nin 'bengi dönüm' fikri ve doğu düşünme sistemleri bu müzikle trance tekno gibi türler arasındaki iki farklı ve zıt yönü görmemizi sağlayacaktır. müzikte belirlenmemişlik;
popüler genre'ları hiçbir zaman etkileyip, kitlelerle paylaşılamamış, kendi
içine kapalı bir eğilim olarak görülebilir. ancak aksi örnekleri yakalamak
pek de zor değildir. cage'in fikirleri ve 'şans öğesi' bugün jan garbarek'in
interview'larında, king crimson'un birkaç erken dönem çalışmasından sonic
youth'un ilk zamanlarına kadar, brian eno gibi isimlerin gökten elma misali
düştüğü fikrini çürütürcesine etkilenimlerini sürdürmektedir.
yukaridaki yazi aylik
modern elektronik muzik dergisi 5. sayisinda yer almistir.
15. ally mc beal dizisindeki,
"biscuit" lakapli degi$ik karakter. kendine odakli bi adamdir ve cevresini
hep unutur. bazi huylari ile stilize edilmi$ ben gibi duruyor adam. gerci
ben pek kekeme sayilmam, bi araba insan icinde durup du$uncelere de dalmiyorum,
garip el ve surat mimiklerim de yok, onemli bir$eyden once tekrarlardigim
moralizasyon ritüellerim de yok, ay tamam ayol, benzemiyo bana, ho$uma
gitti adam benzesin bana da ilgi cekiim biraz dedim suc mu i$ledim yani,
hah lafi aldiniz agzimdan, mutlu musunuz, terbiyesizler sizi be
16. duru$malarda kendine
ait dikkat dagitma metodlarina hasta oldugum ally mc beal karakteri. ayrica
savunmasindaki onemli kelimeleri juriye "let's repeat together.." repligiyle
koro halinde tekrarlatir, juri de her seferinde pa$a pa$a tekrarlar. gercekte
olsa "ne diyon lan denyo adam gibi savunma yapacaksan yap $ebek miyiz biz?"
demezler mi, derler.
17. ally mcbeal dizisinde
" pokipsi "* kelimesi ile konsantrasyonunu saglayan, hatta kekemeligini
kontrol altına alan kişi.
18. karnından istediği
zaman garip sesler çıkartabilen ve bunu diğer dikkat dağıtma yöntemleri
gibi müvekkili leyhine kullanan ally mc beal dizisinin en ilginç karakteri.
19. ally mcbeal'ın deli
avukatı..
20. burun ıslığı kişisi
21. yakışıklı değil ama
sempatik..
22. son zamanlarda kurbagasi
ile olan iliskisi on plana cikan super sahsiyet. cesitli kereler olumden
donmesine ragmen kurbaganin sonunda sahibine yemek olmasi da kaderden kacilamayacagini
bir kez daha ispatlamisdir netekim...
23. müzik dünyasınca
en az yadırganmış birkaç icraatından birisi "hazırlanmış piyano"sudur.
piyanonun tellerini birbirine bağlayarak ve aralarına plastik parçalar,
sopa gibi birtakım gereçler ekleyerek tınısını değiştirip "hazırlanmış
piyano için konçerto" sunu bestelemiş bir sanat yaşamını mücadele ediorum
diye tanımlayan bir şahıs.
24. cage'e göre insan
neyi tutuyorsa onu öder ve herkes herşeye iştirak edebilir. sanatçı denilen
insan da insandır sonuçta ve sanat da yaşamın ta kendisidir. bunun için
1962'de yaptığı 0' 00'''ı ve onlarca benzerini en sofistike eserleri kadar
önemsemiştir. 0' 00''ın icra edildiği "konser"de sahnede sebzeleri temizleyip,
dilimleyip, onları blender'ın içine koyar ve çıkan suyu içer!
25. cage'in yaşamı neredeyse
çalışmaktan ibarettir. en fazla önem verdiği kavramlardan birisi disiplindir.
onun "tesadüfi" müziği de aslında büyük bir disiplinin ürünüdür. blender'dan
geleneksel enstrumanlara, oyun kağıdından hazırlanmış piyanosuna abartısız
"herşey"le yaptığı, müzik aslında ciddi bir felsefenin ürünü değil, kendisidir.
yaşamın da sanatın da sanıldığı ve sunulduğu gibi olmayabileceğini göstermeye
adamıştır ömrünü. hayatında müzikle birlikte doğu felsefeleri, şiir, mimari,
resim, mantarlar (mantarlar üzerine yüzlerce kitap okur, evinde ömür boyu
mantar yetiştirir), makrobiyotik diyet (1976'da yoko ono'nun önerisiyle
makrobiyotik diyete başlar ve bu sayede hastalıklarının iyileştiğini, uzun
yaşadığını söyler), yazarlık gibi birçok uğraş daha vardır. bunların hepsiyle,
tıpkı müzikle olduğu gibi büyük bir disiplin ve titizlik içerisinde uğraşır.
bu kadar çeşitli alanda faal olan cage, hiçbir zaman bir enstruman üzerinde
virtuoz olmayı denememiş, bunu önemsememiştir...
/ 3 Copyright © 1999-2012 Sourtimes Entertainment Bu sayfada yazilanlarin tum haklari Sourtimes'a aittir. Kaynak belirtmeden "dur $unu arkada$lara maille forward ediim eheh" diye aklindan geciren dombilidir, taocudur. Yazilan entrylerin iceriklerinden yazarlari sorumludur bir gun "kim lan bunlar" diye kapiya biri gelirse "abi buyur hepsi emaili kayitli as kes" denecektir. i
|